Gazetecİ Hrant Dink’in “karanlık” bir suikaste kurban gitmesinin 1. yıldönümünde Agos gazetesi önünde düzenlenen tören, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne hakaret ve saldırıya dönüştü. İstanbul Şişli’de toplanan kalabalığın arasına karışan göstericilerden bazıları ‘Katil devlet’ sloganları attı.
Barikatları yıktılar
Bu sırada, gösterinin yapıldığı alanda trafiğin açık tutulması amacıyla polis tarafından kurulan barikat, bazı gruplar tarafından yıkıldı. Azgın güruh kendilerine engel olmak isteyen polisle de çatıştı. Konuşmacılar cinayetin henüz aydınlatılmadığını ileri sürüp bundan devleti sorumlu tuttu.
MHP’ye saldırdılar
Gerilimli törenin ardından yine çeşitli sloganlar atarak dağılan göstericilerden bir grup, İstiklal Caddesi’ndeki MHP lokaline saldırdı, attıkları taş ve sopalarla camları kırdı. Kıbrıs Türk Kültür Derneği’ni de hedef alan gözü dönmüş kalabalığın linç etmeye kalkıştığı genci, polis silah çekerek kurtardı.
Şişli’de nümayiş
Günlerdir bazı medya organlarında yapılan çağrılar sonucu Şişli’de toplanan marjinal gruplar nümayiş yaptı.
Hrant Dink’e olaylı anma
Gazeteci Hrant Dink, öldürülüşünün birinci yılında olaylı gösterilerle anıldı. İstanbul’da MHP lokaline saldırıldı; “katil devlet” sloganları atıldı; polis barikatları yıkıldı
19 Ocak 2007’de uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i anmak için düzenlenen törenlerde olaylar çıktı. Anma etkinliklerinin en büyüğü suikastın gerçekleştirildiği Şişli Halaskargazi Caddesi’nde yapıldı. Dink’in eşi Rakel Dink’in de konuşma yaptığı törene katılanlar yolun orta refüjüne konulan barikatları yıkarak polisle çatıştı. Ancak gerginlik polisin sağduyusu sayesinde fazla büyümedi. Törende, ’Katil devlet’, “Hepimiz Hrant Dink’iz”, “Hepimiz Ermeni’yiz”, “Faşizme ölüm” gibi sloganlar atıldı, Kürtçe, Ermenice, İngilizce ve Türkçe dövizler taşındı.
Polisi taşladılar
Törenin ardından İstiklal Caddesi boyunca yürüyüşe geçen bir grup ise cadde üzerindeki bulunan MHP lokalini hedef aldı. Lokal önünde sloganlar atan göstericiler, ellerindeki taş ve sopalarla binanın camlarını kırdılar. Bununlada yetinmeyen göstericiler kendilerine müdahale eden polislere taş ve sopalar fırlatarak karşılık verdi. Polis ekipleri ise kendilerine saldıran göstericilerden bir kısmını gözaltına aldı.
“Elinde bayrak var” diye dövdüler
Öte yandan, Kıbrıs Türk Kültür Derneği’nin İstanbul Şubesi’ne de saldırı da bulunuldu. Yine taş ce sopalarla binanın camlarını kıran göstericiler ellerinde Türk ve KKTC bayrağı bulunan şahısları linç etmeye kalkıştı. Polis kalabalık bir grubun ortasında darp edilen bir kişiyi silahını çekerek yaralı bir şekilde ellerinden zor kurtardı.
Polisin güvenlik önlemi için koyduğu barikatlar göstericiler tarafından yıkıldı.
Moskova’da tahrik ettiler
Dink’in ölüm yıl dönümünde, Moskova’daki Türk Büyükelçilği önünde de tören düzenledi. Az sayıdaki göstericiler, Büyükelçilik binası karşısındaki kaldırıma yerleştirilen Dink’in fotoğrafının önüne karanfil bırakıp mum yaktı ve Türkiye aleyhine sloganlar attı. Göstericiler, herhangi bir slogan atmazken, tek tek sıraya girip Dink’in fotoğrafının önüne karanfil bırakıp mum yaktıktan sonra sessiz bir şekilde dağıldı. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı gösteride, Ermenistan bayraklarının yanı sıra Rusya ve Yunanistan bayrakları da açıldı. Gösteride, geçen ay İsveç’te öldürülen Süryani sosyolog Fuat Deniz’in defotoğrafı taşındı. Büyükelçilik binası önündeki gösteriyi düzenleyenler arasında bulunan ve adını açıklamayan bir Ermeni genç, anma töreninin Rusya Ermeni Kilisesi ve Novo-Nahçıvan Ermeni Gençler Birliği tarafından organize edildiğini belirterek, şunları söyledi: “Eylemin amacı elim bir cinayete kurban giden bir insanı anmaktır. Onun söylediklerini ve yaptıklarını anmaktır. O doğruyu söylüyordu ve ondan dolayı öldürüldü.”
- Ben Bir TÜRKÜM !...
Ben;
Orta Asya'dan Türeyen, Anadolu'da Büyüyen, Avrupa İçlerine Yürüyen TÜRK'üm !- Ben;
Dağlarda Gemi Gezdiren, Taşlara Destanlar Kazdıran, Tarihi Baştan Yazdıran, TÜRK'üm ! - Ben;
Adalete, Ben Mertliğe Örnekler Veren, Ölüm - Kalım Savaşına Gülerek Giden, Yeryüzünde Her Murada Eren TÜRK'üm ! - Ben;
Sancaklara, Tuğlara Baş Eğdiren, Beylere, Paşalara Hil'at Giydiren, Kılıcını Üç Kıt'ada Gezdiren TÜRK'üm ! - Ben;
Atilla'yı, Yavuz'u, Fatih'i Var Eden, Kralları, İmparatorları Kendisine Yar Eden, Düşmanına Dünyasını Dar Eden TÜRK'üm ! - Ben;
Şahları, Sultanları Kul Edinen, Altınları, Elmasları Pul Edinen, İncili Kaftanları Çul Edinen TÜRK'üm ! - Ben;
Zafer Rüyasını Görenlere Saç Yolduran, Hezimete Uğratıp, Ümitleri Solduran, Müzelerde Baş köşeleri Dolduran TÜRK'üm ! - Ben;
Damarlarında Asil Kanın Aktığı Irkım, Benden Bahseder Destanım, Ağıtım, TÜRK'üm, - Ben TÜRK'üm, Taa İliklerime Kadar
TÜRK 'üm !.. Ya Siz Kimsiniz ?
Türk destanları arasında, milli motifler bakımından özellikle dikkat çekenler şunlardır:
Oguz Destanı.
Bozkurt Destanı.
Ergenekon Destanı.
Göç Destanı.
Bu dört destandaki ortak ve temel motif, Bozkurt'tur.
Oguz Destanı'nda, seferleri sırasında Oguz Han'a Bozkurt yol gösterip kılavuzluk yapmış, Oguz Han'ın orduları bu sayede zaferler kazanmıştır.
Bozkurt Destanı'nda, ayakları ve kolları kesilip ölüme terk edilen Türk gencini dişi bir kurt iyileştirip beslemiş; düşman askerlerinin genci öldürmek istemesi üzerine de Altay Dağları'na kaçırıp kurtarmıştır. Daha sonra dişi kurt, bu genç ile evlenip 10 oğlan doğurmuştur. Bu çocukların büyüyüp çoğalması ile, Türk soyu eriyip gitmekten kurtulmuştur. Hükümdar olan Aşına, Bozkurt'un anısını unutmadığını göstermek için, çadırının önüne kurt başlı bir bayrak dikmiştir.
Ergenekon Destanı'nda ise, Bozkurt, demir dağı eritip çıkan Türkler'e yol göstermiştir. Ergenekon'dan çıktıktan sonra, Türklerin ilk hükümdarı Börte-çine (Boz-kurt) adını almıştır.
Göç Destanı'nda, ana yurtlarından ayrılmak zorunda kalan Türkler'e, bir Bozkurt yol göstermiştir.
Bu destanlarda, Bozkurt'un şu nitelikleri ortaya çıkmaktadır:
Soyun devamını sağlamak.
Türkler'e kılavuzluk etmek.
Türkler'i felaketlerden kurtarmak.
BOZKURT VE TÜRKLÜK
Türk destanlarındaki Işık, Kutlu Dağ, Bozkurt gibi motifler, kuşkusuz birer simgedir. Bozkurt hayatiyetin, milli rehberin, kurtuluşun, özgür ve bağımsız yaşamanın simgesi olmuştur. Türk tarihinde pek çok kahraman, Bozkurt simgesi ile temsil edilmiştir. Aşına sözcüğünün hem bozkurt anlamına gelmesi, hem de Hun ve Göktürk hükümdar sülalesinin adı olması rastlantı değildir.
Bozkurt'tan türemiş olma inancı, Türkler'e uzun çağlar boyunca kıvanç ve güven vermiştir. Türkler'in dar zamanlarında ve millet yaşamında büyük etkisi olacak hareketlere girişilirken Bozkurt onlara yol göstermekte, kılavuzluk yapmaktadır. Türk'ün başı çok sıkıştığında Bozkurt'un ortaya çıkarak onu kurtarması, evladı üzerine şefkatle eğilen bir ana-baba duygusunu hatırlatacak ölçüde derin bir anlam taşımaktadır. Sanki Bozkurt, Türk milletini manevi bir alemden sürekli olarak takip etmekte, çaresiz zamanlarında ona yol göstermektedir.
KURTULUŞ SAVAŞI, ATATÜRK ve BOZKURT
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türk topraklarının işgaline karşı yapılan Kurtuluş Savaşı, destan çağlarında cereyan etmiş olsa idi, bir Kurtuluş Destanı ortaya çıkacak ve bu destanda da mutlaka bir ''Bozkurt motifi'' bulunacaktı. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşı'nın öncüsü ve en baştaki teşkilatçısı olmuş, bu niteliği ile (tıpkı Bozkurt gibi) bir kılavuz vazifesi görmüştür. Daha sonra da, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması ile (yine Bozkurt gibi) kurtarıcı durumuna yükselmiştir. Son olarak, devrimleri ile çağdaş, ileri ve milliyetçi Türk nesilleri yetiştirme çabası, onun Türk milletinin bekasını sağlamağa yönelik amacını göstermektedir. Kendisine önerilen soyadları arasından Atatürk'ü seçmesi ise, onun gelecekteki Türk nesillerince ata olarak anılma isteğinin belirtisidir. Böylece kılavuz, kurtarıcı ve ata niteliklerini kendisinde birleştirmiştir. Atatürk bundan ötürü yabancı yazarlarca -derin bir sezgi ile- Bozkurt olarak adlandırılmıştır.
BOZKURT ve TÜRKÇÜLÜK
Türkçüğün asli unsurları; birlik ve bütünlük, özgür ve bağımsız yaşamak, Türk varlığının sonsuza değin devam ettirilmesi azim ve iradesidir.
Bu durumda, Bozkurt'ta simgeleşen düşüncelerle Türkçülüğün hedefleri tam bir ayniyet içinde bulunmaktadır. Bunun içindir ki Bozkurt, Türkçülüğün de simgesi olmuştur.
Sonuç olarak Bozkurt, Türk destanlarındaki müstesna yeri gibi, Türkçülük tarihinde de seçkin bir konumdadır.
Yukarıdaki makale, Orkun Dergisi'nin Kasım 1998 tarihli 1. sayısının 40-42. sayfalarında yer alan ''Destanlarda Türkçülük İzleri'' adlı makaleden alınmıştır.
Etiketler: bozkurt, bozkurt ve Türklük, destan, Türk, Türk Destanları, türklük
Bu memleket dünyanın beklemediği, asla umut etmediği ayrıcalıklı bir varoluşa sahne oldu. Bu sahne en az 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik doğanın rüzgarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk doğanın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu sonra onlara alıştı; Onların oğlu oldu. Bir gün o doğa çocuğu, Doğa oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu... Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir...
Mustafa Kemal Atatürk
Tarihte Türk ırkı hakkında çeşitli tasvirler yapılmıştır. Çin,Latin ve Grek kaynaklarında Türkler daha çok Moğol tipinde tasvir edilmişlerdir. Bunun sebebi ise Türkler'in tarih boyunca en çok temasının Mogollar'la olmasıdır. Moğol kitleleri yıllarca Türkler'in idaresinde yaşamış,göçlere,savaşlara Türkler'le beraber katılmışlardır. Bunun sonucunda bu kaynaklar Türk ile Moğol tipini birbirine karıştırmıştır.
Son yarım asır içinde yapılan ilmi çalışmalar ve araştırmalar sonucu Türkler'in beyaz ırka mensup bulundukları, yeryüzünde mevcut üç büyük ırk grubundan "Europid" adı verilen grubun "Turanid" tipine mensup bulundukları anlaşılmıştır. Kafa yapıları Brakisfal (yuvarlak kafalı)dır. Türklerin kendilerini başta "Mongolid" Moğollar olmak üzere diğer topluluklardan ayıran antropolik çizgilere sahip oldukları tespit edilmiştir. Türkler'in hakim vasfı beyaz renk,düz burun,değirmi çene,hafif dalgalı saç,orta gürlükte sakal ve bıyıktır.
Turan tipine örnek olan Orta Asya, Maveraünehir ve diğer Yakın Doğu Türkleri beyaz tenli ,koyu parlak gözlü, değirmi yüzlü,endamlı,sağlam yapılı erkek ve kadınları ile Ortaçağ kaynaklarında güzelliğin timsali olarak gösterilmiş hatta İran edebiyatında Türk sözü "Güzel İnsan" manasında kullanılmıştır. Tevrat'ta nakledilen bir rivayette ise Türk soyunun Ham ve Sam'dan değil, Yafes'den türemiş olarak beyaz ırktan geldiği gösterilmiştir.
Kaynak:
http://www.unibozkurt.com/goster.php?i_nu=109