Diyalog safsatası günümüzden otuz yıl önce Vatikan tarafından resmî olarak başlatılmıştır. Şimdiki malûm cemaat tarafından değil. O günlerde diyaloğa maşa olması için teklif götürülenlerden birisi de Üstâd Necip Fazıl idi. O bu çağrıya bakın nasıl cevap veriyor?
‘-Ne diyaloğu be yahu! Belli başlı bir anlayış kökünde beraber olup ta dallarında ayrı olanlar arasında tutturabilecek hangi aşı olabilir? Her birinin ne yediği ve ne ile beslendiği malûm , KARTALLA-KARGA nasıl diyaloğa girebilir? ‘
( Necip Fazıl Kısakürek)
Bu sözlerin üzerine yorum yapmaya gerek yok. Hiçbir vakit inançta-imanda pazarlık kabul etmeyen Necip Fazıl diyor bunu çünkü. Şimdi O’nun adına radyo programları yapmaya kalkan diyalogçular Necip Fazıl’ın kendilerine okuduğu lânetten habersiz olarak cennetten arsa parselliyorlar.
Yazar: Ahmet YILMAZ
“Bu hükümet temel hak ve özgürlükler konusunda samimi değildir. Eğer samimi olsalardı, hâlâ milletin kılık, kıyafeti ve inancıyla uğraşmazdı. Bu ülkenin, insanların temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alacak bir hükümete ihtiyacı vardır...”
“Filistin’de kan var, işgal var, bir millet yok edilmeye çalışılıyor, devlet terörü var! Bunlara karşı kuru temenniden başka bir şey yapılmıyor.”
“ABD, İsrail’i korumak için Şaron’a göz yummaya devam etmektedir. İsrail’in Filistin’e uyguladığı katliamı kınıyoruz. Filistin’de kan akmaya devam ediyor ama hükümetin bu konuda maalesef bir duyarlığı yok...”
“Soruyorum ABD’ye, AB’ye ve Birleşmiş Milletler’e siz neredesiniz? Hıristiyanlık’taki Paskalya törenleriyle barışı kutlarken, Ortadoğu’ya neden barışı getirmiyorsunuz?” “Hükümet maalesef Ortadoğu konusunda gerekli iradeyi ortaya koyamamıştır. Yaşadığımız görüntüler 21. yüzyıl başında bizi üzmektedir. Bir taraftan küreselleşmeyi konuşacağız. Diğer taraftan emperyalist duygularını tatmin etme isteği, içinde olanlara destek vereceğiz. Bunu anlamak mümkün değil...”
“IMF parayı verdi. Ama hangi şartlar altında ve nerde kullanılacağını söyleyerek verdi. Bu paraların adresleri belliydi ve bunun karşılığında istenen tavizler vardı. Yarın bunlar ‘Kıbrıs’ı konuşalım’ derler.”
“Türkiye’nin baş edemeyeceği hiçbir problemi yoktur. Bunlar IMF’nin karşısında memurlar gibi oturuyorlar. Acizler hükümeti, halkı bir simit ve bir çaya mahkûm etti. 50 milyar doları batık bankalara hortumlattılar. Ülkenin milyarlarca doları hortumculara yedirildi. Eğer dürüst ve iradeli bir yönetim gelseydi, belki de IMF ile masaya oturmaya bile gerek kalmayacaktı. IMF’den gelen paralar bu ülkeye hibe değildir. Bu paraları benim köylüm, benim memurum ödüyor. Bizler kurtuluş mücadelesi yapacağız. Son günlerde AB ile yatıyorlar AB ile kalkıyorlar. Biz de istiyoruz ama bizi neden oyalıyorsunuz? AB diyerek karın doymaz...”
Durun. Güzel tespitler, güzel yazmış falan demeyin sakın. Bu sözler bana ait değil. Bu sözler AKP Lideri Sayın Erdoğan’a ait. Şaşırdınız mı yoksa? Hemen şaşırmayın. Bu sözler virgülüne kadar Sayın Erdoğan’a aittir. Bu sözlerin tek ortak özelliği Sayın Erdoğan, Başbakan olmadan önce söylenmiş olmasıdır.
Tarih bilimciler kronolojik tarih yazarken nasıl milattan önce / milattan sonra şeklinde bir ayrım yapıyorlarsa, Sayın Erdoğan’la ilgili not tutanlar da “koltuktan önce / koltuktan sonra” ayrımını yapmak zorundadırlar. Yukarıda yazılanlar Sayın Erdoğan’ın koltuk öncesi devirlerine ait sözleriydi. Aşağıda yazanlar ise koltuk sonrasıdır. Bakalım “yüz seksen derecelik muhteşem siyasi dönüşler” sonrasında dökülen inciler nasıl dizilmiş, bakalım koltuktan sonra ne değişmiş.
Koltuktan sonra Sayın Erdoğan.
“ABD’nin küresel düzeydeki konumu ve gücü, uluslararası ilişkilerin belki de en belirleyici özelliği haline gelmiştir. Bu ise dünya için bir fırsattır. Günümüzün tek süper gücü olmak beraberinde zorluk ve sorumluluk da getirmektedir. ABD dünyayla ilgilenmeye devam etmelidir.”
“Demokrasi bizim için amaç değil, araçtır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.”
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.”
“(Sayın) Öcalan düşüncelerinin değil, şu anda, almış olduğu ‘kellelerin’ hesabını veriyor.”
Ve. Sayın Erdoğan’ın Türk siyasi üslubuna ‘büyük katkı sağlayan’ en önemli sözünü unutursak ayıp olur: “Ananı da al git lan.”
Sevgi / Saygı / Dostlukla.
--------------------------------------------------------------------------------
GÜNÜN SÖZÜ
“Ey iman edenler, Yahudi ve Hıristiyanları dost edinmeyin; onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez.”
Maide Suresi / 51
31.05.2007
Ahmet YILMAZ
Değerli okurlar Akepe'nin 4,5 yıllık iktidarında medyaya yansıyan yolsuzlukları bir liste halinde hatırlatmakta yarar görüyorum.
1- İzmir TCDD Liman Taşıma İhalesi
TCDD İzmir Liman'ı için, yıllık 70 milyon dolarlık yükleme-boşaltma işleri için ihale hazırlığı yapılıyor. Daha sonra ihaleden vazgeçiliyor. İhalesiz olarak 15 yıllığına Reha Denizcilik ve Raden Lojistik isimli 2 şirkete veriliyor. Şirketlerin, 15 yılın sonunda arzu ettikleri takdirde 15 yıl daha ise devam edebileceği sözleşmede yer alıyor. (Toplam 30 yıl süreli) Toplam 2 milyar 100 milyon dolarlık iş, ihalesiz veriliyor. Bu firmalardan biri, sözleşme tarihinden 2 gün önce kuruluyor, diğeri de aynı gün kuruluşu gerçekleşiyor.
2-AYCELL-ARİA Birleşmesi
AYCELL-ARİA birleşmesinden doğan AVEA'nın yaklaşık 3 milyar dolarlık zararı, Hazine'ye yüklendi. İddiaya göre; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun, kamuyu zarara uğratan ve "hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçu" işlediği öne sürülen Aycell yöneticilerinin, Savcılığın soruşturma istemine onay vermedi.
3-İBB Araç Sigorta İhalesi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, ağır taşıtlar için sigorta ihalesi, 197 milyar lira ile AKP İstanbul Milletvekili Alaattin Büyükkaya'nın önceden ortağı olduğu Büyükkaya Sigorta Aracılık A.Ş'ye veriliyor.
4-TCDD İstasyon Yenilemesi
TCDD'den 10 istasyon yenileme ihalesi AKP Kadın Kolları MKYK Üyesi Emine Alioğlu'na veriliyor. Bu AKP'li müteahhit hanım, aynı zamanda fakirlere verilen yeşil kart sahibi. Önce devletten yeşil kartı alıyor, sonra da 10 istasyon yenileme ihalesini alıyor.
5-TMSF Otel İhalesi
TMSF, Ceylan Grubu'ndan, banka borcuna karşılık 52,5 milyon dolara Antalya'daki Deluxe Resort Otel'i alıyor. Devir öncesi otel fiyatı, ekspertif raporunda bu şekilde belirtiliyor. TMSF, aynı oteli bu sefer 25.3 milyon dolara Ulusoy Grubuna satıyor. Devlet 27 milyon dolar zarar ediyor.
6-Derince Arazi Alımı
Özelleştirme İdaresi, Yarımca Porselen Arazisi'ni, 30.5 milyon dolara bir özel şirkete satıyor. Devlet kuruluşu Erdemir, 82 milyon dolara aynı araziyi, bu sefer söz konusu özel şirketten satın alıyor. Devlet, 52 milyon dolar kendi arazisinden zarar ediyor. Ve Erdemir yönetimi, 2 yıldır bir liman için arazi aradıklarını ifade ediyor, 20 gün içinde en pahalısını seçiyor.
7-SEKA İhalesi
Fabrika, 30 Haziran 2003'te 1.1 milyon dolara Albayraklar A.Ş'ye satılıyor. Özelleştirme İdaresi, piyasa değerini 51 milyon dolar olarak belirliyor.
8-HALKBANKASI'nda 30 milyon dolarlık zarar
Devlet Bakanı Ali Babacan'a, Net Holding'in 30 milyon dolarlık kredisinin geri alınamayacağı ve hemen müfettiş görevlendirilerek olaya el konulması, aksi takdirde zaman aşımına uğratılacağı, TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu'nca ve resmi yazılarla uyarıldığı halde, bir işlem yapılmamış ve 30 milyon dolar gibi bir alacak zaman aşımına uğruyor.
9-Trilyonluk buğday vurgunu
Şirketler Toprak Mahsulleri Ofisi'nden (TMO) 140 bin liraya ihracat yapmak kaydıyla, aldıkları 10 bin ton buğdayı, ortalama 300 bin lira fiyatla iç piyasaya sürdüler. Toprak Mahsulleri Genel Müdür Vekili İsmail Kemaloğlu ise, şirketlerin haksız kazanç sağlamasını "ihraç etmek için ucuza alınan buğdaylarla şirketler, istediğini yapabilir" diye trilyonluk vurgunu savundu.
10-Mavi Akım Doğalgaz Ek Protokolü
19 Kasım 2003 tarihinde, Ruslarla ek protokol imzalanıyor. Türkiye, "F1 Formülü" nden vazgeçip, Rusların istediği FO'yu kabul ediyor. Ve 1 Nisan 2005 tarihi itibariyle 8,5 milyar dolar fazladan ödemeye Türkiye razı oluyor. Ana Muhalefet Partisi, konuyla ilgili gensoru verdi Erdoğan bizzat oylamaya katılıp, gensorunun reddedilmesini sağladı.
11-AYCELL-SIEMENS Anlaşması
Siemens'ten alacağı 10 milyon Euro'nun tahsili için harekete geçen Aycell, Bakan Binali Yıldırım'ın engeline takıldı. Aycell, 2001 yılında Siemens ile sözleşme imzaladı. Ancak, Siemens yükümlülüklerini yerine getirmedi. Hukukçular, bu nedenle Siemens'in günlük 96 bin Euro ceza ödemesi gerektiğini belirledi. Miktar artınca, Aycell alacağını tahsil etmek için girişimlere başladı. Devreye Bakan Yıldırım girdi. Aycell yönetimi, apar topar değiştirildi, alacaklar rafa kaldırıldı.
12- İstanbul'daki vurgun
İstanbul Ataşehir'de mülkiyeti Emlak Gayri Menkul YO'ya ait olan binlerce daire, tapuda satış fiyatlarının ortalama 8 kat altında gösterilerek yaklaşık 20 milyon YTL vergi kaybı yaratıldı. Bu işlemlerde daireler ortalama 250 bin YTL'ye satılırken, tapu kayıtlarında satış bedelleri 25 bin ile 35 bin YTL arasında gösterildi.
13-Bingöl Deprem Konutları
Bingöl'de Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nca 2016 konut inşa ediliyor. Tanesini 38 milyardan yaptırıyorlar. TOBB da aynı yerde ve aynı projeyle 480 konut yaptırıyor ve aynı konutu 30 milyara mal ediyor. 1 konutta 8 milyar fark oluşuyor. Başbakan'ın açılışını yaptığı bu konutlar daha içine girilmeden çürüyor.
|
Allah'ın selamı ülkü erlerinin üzerine olsun..
Başbakan Tayyip Erdoğan seçimlere 54 gün kala açıklama yapıyor:
"Kuzey Irak'a, Amerika ve Irak'la beraber üçlü operasyon yapabiliriz".
Amerika ve Irak'la kime karşı operasyon yapacaksınız?
Sıfır terörle aldığın Türkiye'de terör iklimini oluşturan kim?
AB-Amerika ve uşakları Barzani-Talabani aşiret yönetimi.
Kuzey Irak'ta PKK ve Peşmerge birbiryle sarmaş dolaş.
İt, it'i ısırmaz.
Kandil dağındaki kayalıkları mı bombalatacaksın seçim için?
Ankara'da milli bir iktidar olsa, PKK sivri sinektir.Türkiye için tehlike, şu anda PKK'dan daha çok kimdir?
Kuzey Irak'ta Türk Kerkük'ü Başkent yapmaya heveslenen Barzani.
BOP Projesininin bir ayağı olarak, Kürt Devleti tezgahlayan Amerika.
Kandırma Tayyip Efendi kandırma.
Türk Milletini enayi yerine koyma.
Operasyon yapılacaksa Barzani alçağının hedeflerine yapılacak.
Ama sen mir dengirleri aşarak bunu yapamazsın.
Sana sürekli posta koyan Hüsnüyadis cephesini yaramazsın.
Bir Mart Tezkeresi Barzani'nin işine gelmedi.
Muhalefet yaptığını sanan gafil CHP'liler, senin kürt vekillerin
Barzani'ye çalıştılar.
Türkiye'ye kazık attılar.Yapman gereken bu milletvekillerini partinden atmaktı.
Yapamadın, Yapamazsın.
Çünkü Kürt oylarının peşindesin.
Onun için Türk'e sürekli sataşıyorsun.
Onun için Şehit analarından kaçıyorsun.
Hergün şehit cenazeleri Anadolu'ya dağılmaya başlayınca,
Ordu-Millet ayağa kalkınca,
Aklın sıra kurnazlık yapıyorsun.
Operasyonun esas hedefi olması gereken, Amerika ve Barzani ile,
Kandil kayalıklarına Don Kişotluğa özeniyorsun.
Türkiye masaya yumruğunu vurdumu arkasını getirir.
Bebek katili Suriye'den apar topar nasıl çıkarıldı? Unuttun mu?
Mehmetçik Habur'dan bir çıktı mı bırak Kandil'i Basra'ya iner.
Ama sende o irade, o niyet, o yürek, o cesaret, o karizma yok.
Sulandırma Tayyip efendi, sulandırma.
Yalanlarına, entrikalarına inanan kalmadı.
Sende Türkiye'yi idare edecek ehliyet kabiliyet olsa işler buraya gelmezdi.
Dün Genel Kurmay bana bağlı diye hava atıyordun.
Bugün Genel Kurmay'dan emir bekliyorsun.
Türkiye'yi kim idare ediyor ha.
Söyle de bizde bilelim.
Yoksa askerden fırça yedim de Çankaya'ya çıkamadım,
Yok karar milletin diye mağdur edebiyatı yapma. Ağlama.
Türk Milleti kararını çoktan verdi, iş muameleye kaldı.
İstanbul Çamlıca'daki evine giderken görüyorsun,
Acıbadem'de Türk Bayrağı asılmayan ev kalmadı.
Niye mi asıyorlar? Sana, Yeter git demek için tabi.
Ne acı değil mi? Bayrak karşıtı olarak protesto edilmek.
T.C. Başbakanı'na ayıptır ama, BOP Eş Başkanına müstehaktır.
22 Temmuz'da saflar netleşecektir. Kim AK, kim KARA?
11 Eylül'den sonra Hilal,Haç'ın hedefi haline geldi.
Başkanın Bush, Haçlı seferi ilan etti.
İslamcıyım diye Milleti kandırdın,
Koltuğu kapınca Haç'lıların safında yer aldın.
Büyük Orta-Doğu Projesinde çizilen harita nedir?
Güney Kürdistan, Kuzey Kürdistan.
Ve Sen Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı değil,
Bağımsız Kürdistan'ı kurmak isteyen Amerika'n BOP'nun
Eş Başkanısın.
Ama unuttuğunuz bir şey var.
Misak-ı Milli sınırları cetvelle değil, kanla-canla çizildi.
Washington'da birlikte kotardığınız 2001 krizinden sonra,
Körler çarşısında ayna sattın, Sağırlar çarşısında gazel attın.
Millet minaredeki hilal'e bakarkan, koynundaki haç'ı gizledin.
Siirt'te İmam sarığı, Brüksel'de papaz cübbesi.
Ne yazık ki, Milleti bir defa aldattın.
Ama yağma yok;
Körlerin gözü, sağırların kulağı açıldı,
Bizans'ın, Musa'nın çocuklarını gördü.
Mekke-Medine nasıl müslüman olmayanlara kapalı ise,
Çankaya'da Bizans'ın çocuklarına kapalıdır.
Mustafa Kemal'in askerleri harekete geçti.
Şimdi Milliyetçi Hareket zamanı."NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE"
Mehmet Derebeyoğlu
mderebeyoglu@mynet.com
www.haberdokuz.com
Selam, saygı ve dua ile Allah'a emanet olun..